Yıllardır Kazakistan başta olmak üzere Orta Asya’nın farklı bölgelerinde yaşayan Çepni Türkleri, 1944 yılında Batum’dan gerçekleştirilen sürgünün ardından dağılan topluluklarının tarihinin yeniden araştırılmasını talep ediyor.

Kazakistan’dan Çepniler Federasyonu Başkanı Ercan KANDEMİR’e ulaşan Çepni Türkleri, kendilerini 1944 yılında Sovyet yönetimi tarafından Batum ve çevresinden sürgün edilen Çepni Türklerinin devamı olarak tanımlıyor. Türkiye ile tarihî ve kültürel bağlarını vurgulayan topluluk, “Biz Türküz, geçmişimizle gurur duyuyoruz ve sesimizin Türkiye Cumhuriyeti tarafından duyulmasını istiyoruz” mesajını iletiyor.

Anadolu’dan Batum’a uzanan tarih

Çepni Türklerinin tarihî geçmişinin Anadolu ile yakından bağlantılıdır.

Doğu Karadeniz’i ilk defa Türk topraklarına katan Ordu Mesudiye merkezli kurulan Emiroğulları Beyliği’nde yaşayan Çepni Türkleri Batum’a kadar yayılmışlardı.

1461 yılında Fatih Sultan Mehmet’in Trabzon İmparatorluğu’nu fethetmesinin ardından Anadolu’nun farklı bölgelerinden bazı Türk boylarını ve Çepni Türkleri de Canik ve Niksar çevresinden Artvin ve Batum’a iskân ettirilmiştir.

Batum’un Osmanlı hâkimiyetine girmesiyle bölge, Osmanlı idari yapısı içerisinde yer aldı. Kanuni Sultan Süleyman’ın saltanatının ilk yıllarında Batum Trabzon Eyaleti’ne bağlanırken, 1568-1574 yılları arasında Erzurum Eyaleti’nin sancaklarından biri oldu.

Osmanlı döneminde yeni fethedilen bölgelerde uygulanan iskân politikaları kapsamında Anadolu’dan çeşitli Türk boylarının bölgeye yerleştirildiği, Çepni Türklerinin de Karadeniz ve Anadolu’dan Batum çevresine iskân edilen topluluklar arasında bulunduğu belirtiliyor.

Batum’dan Kazakistan’a uzanan sürgün

L’ÉTAPE TÜRKİYE BY TOUR DE FRANCE HEYECANI ÜMRANİYE’DE YAŞANDI
L’ÉTAPE TÜRKİYE BY TOUR DE FRANCE HEYECANI ÜMRANİYE’DE YAŞANDI
İçeriği Görüntüle

1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı sonrasında Batum’un Rusya İmparatorluğu yönetimine girmesi, bölgede yaşayan Türk toplulukları açısından yeni bir dönemin başlangıcı oldu.

1921 Moskova Antlaşması ile Batum bölgesinin büyük bölümü Sovyetler Birliği sınırları içerisinde kalırken Artvin Türkiye sınırlarında kaldı. Böylece Batum çevresindeki Türk toplulukları Türkiye sınırının hemen karşısında, Sovyet yönetimi altında yaşamaya devam etti.

1944 yılına gelindiğinde ise Sovyet yönetiminin Gürcistan SSC'nin Türkiye sınırına yakın bölgelerinde yaşayan bazı toplulukların zorunlu iskâna tabi tutulmasına yönelik uygulamaları hayata geçirildi.

Çepni Türklerinin aktardığı tarihî bilgilere göre, Batum ve çevresinde yaşayan Çepni Türkleri de bu sürgünlerden etkilendi. Türkler, Kürtler, Ahıska Türkleri, Lazlar ve Hemşinliler gibi farklı topluluklarla birlikte insanlar yaşadıkları topraklardan koparılarak Sovyetler Birliği'nin farklı bölgelerine gönderildi.

Çepni Türklerinin önemli bir bölümünün Kazakistan’a yerleştirildiği ifade ediliyor.

Sürgünden sonra Kazakistan’da yeni hayat

Sürgün edilen Çepni Türklerinin özellikle Kazakistan’ın Jambıl, Türkistan ve Almatı bölgelerinde yerleştiği aktarılıyor. Topluluğun bir bölümünün ise Kırgızistan ve Rusya Federasyonu'nun çeşitli bölgelerinde yaşamını sürdürdüğü belirtiliyor.

Bugün Kazakistan’da yaşayan Çepni Türklerinin Kazakistan Cumhuriyeti vatandaşı olduğu, pasaportlarında milliyet hanesinde “Türk” ibaresinin bulunduğu ve topluluk içerisinde doktor, öğretmen, iş insanı ve çeşitli meslek gruplarından kişilerin yer aldığı ifade ediliyor.

Topluluğun verdiği bilgilere göre Çepni Türklerinin toplam nüfusuna ilişkin kesin bir rakam bulunmuyor. Yaklaşık 10 bin ila 15 bin kişi arasında oldukları tahmin ediliyor.

En büyük endişeleri Kimliklerini kaybetmemek

Kazakistan’daki Çepni Türkleri, bugün temel endişelerinin vatandaşlık haklarından ziyade kültürel kimliklerinin zaman içerisinde kaybolması olduğunu ifade ediyor.

Topluluk temsilcileri, diğer sürgün edilmiş toplulukların kendi örgütlenmelerine sahip olduğunu ancak Çepni Türklerinin tarihinin ve kültürel kimliğinin yeterince temsil edilmediğini düşünüyor.

Özellikle genç Çepni Türklerinin kendi geçmişlerini araştırmaya başladığı belirtilirken, tarihî belgelerin toplanması, aile geçmişlerinin araştırılması ve Çepni kimliğinin gelecek kuşaklara aktarılması gerektiği vurgulanıyor.

Sürgün edilmiş Çepni Türkleriyle ilişkilendirilen bazı soyadları arasında Beşlıoğlu, Zulufoğlu, Kavazoğlu, Sarımemedoğlu, Çavuşoğlu, Hacıdursunoğlu ve Cordanoğlu bulunuyor.

Türkiye’ye çağrı: “Sesimizi duyun”

Kazakistan’dan Çepniler Federasyonu Başkanı’na ulaşan Çepni Türklerinin en önemli taleplerinden biri, Türkiye’de tarihçiler, araştırmacılar ve ilgili kurumların bu topluluğun geçmişini araştırması.

Topluluk, Kazakistan’da kendi kültürel kimliklerini koruyabilecekleri bir Çepni Türkleri derneği kurmak istediklerini ve bu konuda Türkiye’nin desteğini arzu ettiklerini belirtiyor.

Çepni Türkleri, Türkiye’yi tarihî ve kültürel bağları nedeniyle ikinci vatanları olarak görüyor.

Kazakistan’dan Türkiye’ye ulaşan bu Çepni Türklerinin çağrısı ise oldukça net:

“Biz Türküz. Geçmişimizle gurur duyuyoruz. Tarihimizin, kültürümüzün ve varlığımızın unutulmasını istemiyoruz. Türkiye Cumhuriyeti tarafından sesimizin duyulmasını istiyoruz.”

1944 sürgününün ardından farklı ülkelere dağılan Çepni Türkleri, bugün yeniden Türkiye ile iletişim kurarak kendi tarihleri hakkında kamuoyunun ve devlet kurumlarının bilgi sahibi olmasını istiyor.

Çepni Türkleri artık kayıp bir topluluk olarak anılmak değil, tarihleriyle birlikte bilinmek ve kendi seslerini Türkiye’ye duyurmak istiyor.

Şekil 1 Sürgün Kavazoğlu Ailesi

Şekil 2 Sürgün Beşlioğlu Ailesi