BİR GÜNÜN ÖTESİNDE KADIN

Kadın, hayatın kurucu gücü

Kadın, dönüştürücü

Kadın, umut

Kadın, sabır ve direnç

Kadın, sevgiyi büyüten, hayatı çoğaltan…

Dünyanın neresine gidersek gidelim kadının hikayesi birbirine benzer. Farklı diller konuşulsa da, farklı kültürler yaşansa da kadınların omuzlarında taşıdığı emek, sorumluluk ve mücadele ortak. Kadını tanımlamak için hangi cümleyi kursam diye düşünsem, her seferinde aynı duyguyla karşılaşıyorum: Ne söylersem söyleyeyim eksik kalıyor…

Çünkü kadın çoğu zaman kelimelerin anlatmakta zorlandığı bir emeğin, sabrın ve gücün adıdır.

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü

Gün boyunca hemen herkes kadınlarla ilgili güzel sözler söyledi, temennilerde bulundu. Sosyal medyada mesajlar paylaşıldı, iyi dilekler ifade edildi. Kadınların değeri ve önemi üzerine pek çok cümle kuruldu. Kuşkusuz bunların her biri kıymetlidir. Çünkü bir toplumsal meseleyi konuşmak, hatırlamak ve görünür kılmak da önemli.

Ancak asıl mesele, bu sözlerin yalnızca bir günün cümleleri olarak kalmaması.

Asıl önemli olan, dile getirilen düşüncelerin samimiyetle hayatın içine taşınabilmesidir. Kadınların değerini yalnızca belirli günlerde hatırlamak değil, bu bilinci yaşamın her alanında sürdürebilmektir

Çünkü gerçek duruş yalnızca sözlerde değil; davranışlarda, kararlarda ve toplumsal tutumlarda kendini gösterir. Aksi halde en güzel cümleler bile zamanla sıradan bir ritüele dönüşür.

Belki de bu yüzden hepimizin şapkasını önüne koyup düşünmesi gerekiyor. Gerçek bir değişim istiyorsak yalnızca iyi niyet temennilerinin yeterli olmayacağını hepimiz biliyor olmalıyız.Kadınların emeğini görmek, fikirlerine alan açmak, eşit fırsatlar sunmak ve güven içinde yaşayabilecekleri bir toplumsal düzen kurmak gerektiğini de biliyoruz.

O halde yapılması gereken bellidir: Her birey kendi hayatında ve kendi çevresinde bu duyarlılığı büyütmelidir. Bir kadının emeğine saygı duymak, bir kız çocuğunun hayallerini desteklemek, adaletsizlik karşısında sessiz kalmamak, kadınların toplumsal hayatta daha fazla yer almasının önünü açmak ve kalıplaşmış yargıları yeniden sorgulamak bu dönüşümün en temel adımı.

Bunlar ilk bakışta küçük adımlar gibi görünebilir. Oysa toplumsal değişim çoğu zaman bu küçük ama kararlı adımlarla gerçekleşir.

Unutmamak gerekir ki kadınların değer gördüğü, güven içinde yaşayabildiği ve eşit fırsatlara sahip olduğu bir toplum yalnızca kadınlar için değil; herkes için daha adil, daha güçlü ve daha umut dolu bir gelecek demek.

ÖZLEM ÖZDEMIR (Sosyal Bilimci)